İlkokula Başlamayan Bir Şiir: Ankara

İçimize oturan bir kentte oturuyoruz. Hep bir veda halinin tanışıklığı… pastaneye ekmek sormanın çaresizliği. Yüzyıllar önce tanrılarla kaynatan insan, bugün bir tanesini bile bulamazken, Radyo Evi’nin uzaklığında bir devlet yaşamından, yaşamı devlet yapan yasaların tanrısal vicdanına sığınıyor.

Arkası Yarın’lardan beri dünden doğma yarından olma bir yer olarak kendini hep bir sonraya devretti Ankara. Sevmeyi meşrulaştırmanın bir sonucu oldu. Bir mevsim boyu süren kimliğini yitirmiş pazar günleri harici, imzadan çıkması herşeyin burada, bundandır. Ne var ki imza hastaneden, bardan meyhaneden, sanayiden çıkmaz işte. Aslında kötü yoktur burada. Hep, “hiç yoktan iyi” vardır. “Gelin canlar kim olalım?” hüviyetiyle yaşayan insanlar, buradalar. Halde soydukları meyvaları, Hacıbayram’da giydirirler. Pardesüleridir mesleklerinin yelkenleri. Çorabın içine sandalet giyenlerin, dürbünün ters tarafında kalmışların, bir mesai olarak yaşadıkları kent; burası. Mesai hep “bitti bitecek”tir burada ama hiç bitmez.

Otobüsleri tüzel ama halkçı, dev cüce oynanan dolmuşları ulusalcı, vardıkları semtin insanı kokar. Mehmetçik Gazinosu’nun suare birliği olmadığından mıdır bilinmez, birer minik kına evi olan hep sonbahar taksileri ile telefon kodlu otobüslerinin müsabakasında;
il il caddeleri, alfanümerik sokaklarıyla,
her semtine ayrı yapan karı, şoför sensörlü yağmuruyla,
sönmüş ocakların Etfaye Meydanı, -meclis sözden içeri– sokakların olaylara taşmasıyla,
afet yerinin ortasına kurulan sirk çadırı Kızılay’ı, Ulus’a seslenişin Opera’sı, göçeğiyle köçeğiyle, babasının çiftliğiyle, ötesiyle berisiyle sıfatlar çöplüğüyle,
bitmek tükenmek bilmez “yok”ları, cumhuriyetin balosunda “seni gidi topal”ıyla,
büyük lügata hükümetin agorafobik Türkçesiyle konan ilçe adlarıyla,
dönerse yenir, giderse seviliriyle,
yangında ilk kurtarılacak simidiyle;
hep bir şeylerin kıyısında, burası Ankara.
Deniz yoktur da, herkes bir şeyin kıyısındadır burada: Yolun kıyısından, yolsuzluğun, varsıllığın kıyısında,
başarının, huzurun, neşenin kıyısında,
ölümün kıyısında, barışın kıyısında.

Şu daveti hiddetten korna kimimiz. Meselemiz; birinci meclis, ikinci yeni, üçüncü sayfa, dördüncü kişi değil. İlkokula başlamayan şiirler vardır ya: Bu dizenin gerisini birlikte getirmez miyiz? Bak! Buradayız. Burada: Güzel Ankara!

Umut Kara

Mesajınızı yazabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir