Birimiz Hepimiz, Hepimiz Belki İkimiz İçin!

Ankara o kadar güzel ki iki saatliğine New York’a bir Broadway izlemeye gidip aksam evinizde uyuyabiliyorsunuz. Özellikle denemedik ama oldu. Nasıl mı?

 

ODTÜ The Company Musicals topluluğunun davetiyle 25 Ekim akşamı Kemal Kurdaş Salonu’nda Tony ödüllü Monty Python and The Holy Grail adlı oyunu izledik. Kapıdan bizi aldıkları arabanın Cadillac olmaması ve kırmızı halıdan yürüyerek içeri girmememiz dışında çok iyi karşılandık, protokolden en öne oturtulduk, kendimizi bir şey sanmaya başladık.

 

Belki sahnemiz Broadway’in yarısı kadardı, belki uçan oyuncular da görmedik ve onlar kadar kalabalık değildiler ama tamamı amatörlerden oluşan kadrosuyla, ışık, dekor, müzik ve danslarıyla izlediğimiz görsellik yabancı bir müzikal hissi veriyordu seyirciye. İngilizce bir oyun ezberlenecek, şarkılar düzgün bir şekilde söylenecek, koreografi çıkacak, sahnede birbirine çarpmadan dans edilecek, doğru zamanda arkadaki orkestra doğru notaları basacak, ışık o an şuradan vuracak, dekor yapılacak taşınacak… ve bunlar için dev bir kadro disiplinli ve uyum içinde çalışacak. İşin ardında verilen emeği, harcanan zamanı görmemek, hayran olmamak mümkün değil.

Konu Kral Arthur, ünlü yuvarlak masa şövalyeleri ve kutsal kase efsanesini temel almış gibi görünse de bugüne kadar yapılmış müzikal tiyatrolarla, Broadway ile, Fransız milliyetçiliğiyle, sosyalistlerle, kiliseyle, erotik kabarelerle dalga geçen, absürdlüğü ve ciddiyeti aynı şarkıda verirken kahkahaya boğan bir yapıttı izlediğimiz. Tüm bunları profesyonelce bize aktaran The Company Musicals’i tebrik ederiz.

Aynı şekilde Manas ve Ergenekon destanıyla, Göktürkler’in tarih sahnesine çıkışlarıyla, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu zamanlarıyla ilgili bu absürdlükte bir müzikal bu topraklardan çıkabilir miydi, çıksa oynandığı sahneye birileri neler yapardı, düşünmeden edemedik.

“Hiç mi kötü bir şey olmadı yahu?” diye soracaklara bir şeyler uydurmamız gerekiyor galiba böyle yazılarda… Kemal Kurdaş Salonu’nda tek bir giriş kapısı dışında tüm kapılar kilitliydi. Verilen arada insanlar dışarı çıkmakta epey zorlandı… ODTÜ içinde sigara satılmadığını acı bir şekilde öğrendik. İngilizce bilmeyen biz karacahiller için konulan üstyazıyı takip etmekte zorlandık, yani bizim gibiyseniz en ön sırada oturmanızı önermiyoruz. Bunlar ODTÜ ve salonla ilgili sorunlar ve The Company Musicals açısından eleştirecek bir şey bulamamış olduk paragraf sonunda… Bir dakika, bulduk, bu kadar emek verdikleri müzikalleri çok az oynuyorlar, başka ekip olsa yıl boyu her hafta oynar hocamlar, deli misiniz divane misiniz… Oyun 26 Ekim’de son kez izleyiciyle buluştu, maalesef yeni çıkacak müzikali beklemek durumundayız.

The Company Musicals, çoğunlukla ODTÜ öğrencilerinden, ancak üniversite dışındanda müzikale gönül vermiş insanların bulunduğu bir topluluk. 1997’de kurulmuş, 20 yıldır, 3 ayrı ekiple, çok sesli koro, orkestra, drama, dans, dekor, kostüm, makyaj çalışmalarını gönüllü insanlarla yürütmeyi başarmış. Yazdığımız yazının artık Monty Python and The Holy Grail için bir faydası olmayacak ama en azından yeni dönem için seçmelerini haber edelim. Seçmeler 2-6 Kasım arası 9. Yurt altındaki Company Topluluk Odası’nda yapılacak.

 

Televizyonda şarkı yarışmalarınıza, dizilerinize falan bir mola verip kendinize bir iyilik yapın. Bilet fiyatları çok çok uygun olan bu topluluğun gösterilerini mutlaka izleyin. Yorgun beyninizin havası değişecek, göreceksiniz.

Ankara Güzeldir