Bir Düğüm

Bazı oyunlar için “Başını mı kaçırdım ben bunun, çoktan başlamış sanki” der, kim kimdir çözememekten paniklersiniz. Üstelik bunun bir romandan uyarlama olduğunu biliyorsanız, pişmanlık da eklenir sıkıntınıza. İç sesiniz konuşmaya başlar sessizce; “Keşke okuduktan sonra gelseydim.” Bu sefer durum farklı oldu, şöyle ki:

Düğümlere Üfleyen Kadınlar, daha başındaki gerilimiyle tüm bu düşünceleri zihinden çabucak uzaklaştırıyor. 3 karakter, 3 sır. Aşk, çatışma, kenetlenme, suçluluk; bir saat içinde sizi sıkıca bağlıyor. Keşke devam etse diyorsunuz alkışlarken. Bitmemiş bir oyunun içinden yükseliyor alkışlarınız.

Basit bir izleyici olarak, pub türü mekanlardaki göstericilerin, seyirciye yakınlık acısından daha zor iş yaptıklarını düşünürüm. Bütün mimikleri meydandayken, genelde seyirciler mekanın her yönüne yayılmışken; rollerinin hakkını fazlasıyla veren 3 kadın oyuncuyu, onları böyle düşleyip bize yansıtan dördüncü kadını, oyunun yönetmenini kutlamamanız mümkün değil.

İzledikten sonra beşinci kadınımız; göremediğimiz Madam Lila’yı tanımak için, altıncı kadınımız Ece Temelkuran’ın kitabını almaya yola düştüğünüzü göreceksiniz.

Pınar Bayaz